ana sayfa      e-posta

Aile Hekimi - Aile Hekimliği Konuları

ELEKTRONİK TIBBİ KAYITLAR VE KODLAMA SİSTEMLERİ

Ergün Öksüz[1],  Nafiz Bozdemir[2], Esra Saatçı[3]

 

Günümüzde teknoloji ve iletişimin gelişimi sonucunda dünyada bilimsel sınırların kalkması, sağlık hizmetleri sunumunda ülkelerin standart bir  enformasyon sistemi geliştirmesini ve uygun merkezlere bilgi akışının sağlanmasını zorunlu kılmıştır. Standart enformasyon sisteminin ülkelerarası bilgi akışında da kullanılabilmesi için çözüm yolları geliştirilmekte ve ortak bir iletişim dili aranmaktadır.

 

Klinik Verilerin Simgelenmesi – Kodlama Sistemleri

Hastalıkların sınıflandırması, hastalıkların belirlenmiş ölçütlere göre ayrıldığı bir kategoriler sistemi olarak tanımlanabilir. 1,2

Sınıflandırma birçok şekilde yapılabilir. Hastalıkların istatistiksel sınıflandırılması belirli sayıdaki kategoriler içinde hastalık durumlarının tamamını kapsamalıdır.1

Teorik bir açıdan bakılırsa, hastalıkları çeşitli eksenlerde, örneğin etkilenen vücut kısmına göre (topografi), nedene (etyoloji), dokudaki patolojik değişikliklerin tipine (morfoloji) ya da sonuçta ortaya çıkan fonksiyonel anormalliğe göre sınıflamak mümkündür. Sınıflandırmalar bu eksenlerden birine ya da diğerine dayanarak şekillendirilebilir. Fakat pratikte, hastalıkların vücudun birden fazla bölümünü etkileyebilmeleri, bazı hastalıkların nedeninin bilinmemesi ve bazı patolojik değişikliklerin özgün olmaması gibi nedenlerle hiçbir eksen tek başına yeterli değildir. Alternatif olarak, her bir hastalığın birkaç eksene göre sınıflandırıldığı, çok eksenli bir sınıflandırma sistemi kurulabilir, ancak bu durum hastalığın tüm kriterlere göre tanımlanmasını gerektireceğinden kullanımı zorlaştırır.

“Kodlama” süreci, verilerin sınıflandırılması ve sınıflandırılan verilere  nümerik veya alfanumerik bir simge atanması işlemidir. Tıbbi tanıların ve hastalara uygulanan girişimlerin kodlanması “klinik kodlama” olarak adlandırılır. Elektronik sağlık kayıtlarında aynı klinik durum veya girişim için farklı terimlerin veya kodlama sistemlerinin kullanılması; verilerin çeşitli amaçlar için çağrılması (data retrieval) gerektiği zaman sorunlara ve verilerin güvenilirlik ve tutarlılığının azalmasına yol açar. Standart kodlama sistemleri geliştirilmesi için yapılan çalışmaların amacı, benzer durumlar için tüm sağlık personeli tarafından tutarlı tanımlamalar yapılması ve benzer bir terminolojinin kullanılmasının teşvik edilmesidir. Bununla birlikte, tıbbi terminolojinin  karmaşıklığı ve halen farklı amaçlarla kullanılmakta olan pek çok kodlama sisteminin bulunması nedeniyle kodlama standartlarının geliştirilmesi zordur. Kodlama sistemi; bağlamdan bağımsız tanımlayıcıların benimsenmesi, benzersiz tanımlayıcılar, dilden bağımsızlık, tereddüde yol açmayacak bir açıklık, kullanılan belli başlı kodlama sistemleri ile haritalama, tamlık, geniş kapsamlı olma, gerekenden fazla terim içermeme ve güvenilir eşanlamlı terimleri içerme gibi özelliklere sahip olmalıdır. Klinik kodlama için bir  “nomenclature” (isimlendirme) veya bir sınıflandırma sistemi kullanılır. “Nomenclature”, bir alanda kullanılan tüm uygun isimler veya terimleri içeren bir liste olarak tanımlanabilir. Bir hastalık isimlendirme sistemi (nomenclature), her hastalık için uygun isimler ile her isme karşılık gelen kodların bir listesidir. Sınıflandırma, benzer maddelerin bir arada gruplandırılmasıdır. Hastalık ve girişim sınıflandırma sistemleri, benzer hastalık ve girişimlerin bir arada sınıflandırılarak tek bir kod atanmasıyla oluşur.

 

Hastalık ve Girişim Sınıflandırma Sistemleri

 

ICD-9-CM (International Clasification of Diseases, Ninth Revision, Clinical Modification)

Sağlık hizmetlerinde en yaygın olarak kullanılan sınıflandırma sistemi, ICD-9-CM’dir. ICD kodlama sistemi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından ölüm nedenlerinin kodlanması için geliştirilmiş bir kodlama sistemidir. 1975 yılında yayınlanan ICD-9 yalnızca mortalite nedenlerine yönelik olması ve yeterli morbidite kodları içermemesinin yanısıra, hastanelerde yapılan cerrahi girişim kodlarını da içermediği için; Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) akut sağlık bakım hizmetlerinde kullanılmak üzere, 1979  yılında ICD-9’un modifiye  edilmesi ve cerrahi girişim kodlarının eklenmesiyle ICD-9-CM geliştirilmiştir. 3

 

ICD-10 (International Statistical Clasification of Diseases and Related Health Problems, 10th Revision)

ICD-10, Bertillon Sınıflandırması veya Ölüm Nedenlerinin Uluslararası Listesi olarak 1983’de resmileştirilen bir seri çalışmanın sonuncusudur. ICD-10 Hazırlık Toplantısı Eylül 1983’de Cenevre’de yapılmıştır. ICD-10 Uzman Komitesi’nin 1984 ve 1987 yıllarında yaptığı toplantılar dahil olmak üzere çok sayıdaki özel toplantı ile yol gösterici politikalar oluşturulmuştur.

Geleneksel ICD yapısı korunmakla birlikte önceki sayısal kodlama düzeni yerine alfanumerik kodlama sistemi getirilmiştir. Bu kodlama sistemiyle yenilemelerde daha önce karşılaşılan numaralama sistemindeki bozulmalarla karşı karşıya kalmadan ilerideki sınıflanmalara uygun boşlukların bırakıldığı daha geniş bir kodlama sistemi sağlanmıştır.

ICD-10, WHO tarafından ICD-9’un yerini alması amacıyla 1992 yılında yayınlanmıştır. ICD-10’un ICD-9’dan temel farklılığı, ICD- 10’daki tüm kodların alfanumerik yapıda olması ve ICD-9’a göre daha fazla genişleme esnekliğine sahip olmasıdır.3

Dört-karakter düzeyinde üç rakamın takip ettiği tek harften oluşan alfanumerik kodlama şeması ICD-10’daki esas yenilik olarak ortaya çıkmıştır. ICD-9 ile karşılaştırıldığında bu sayede kodlama iskeleti kapasitesinin iki katından daha fazlası sağlanmış, aynı zamanda bölümlerin çoğunluğu her biri 100 üç-karakter kategorisinden oluşan bir tek harf veya harf kümeleri şeklinde gruplandırılabilmiştir. 26 harften 25’i kullanılmış, U harfi gelecekteki yenilemelerde oluşabilecek ulABDl ve uluslararası zorlukları çözmekte kullanılabilecek olası geçici sınıflanmalar ve gelecekteki ekleme ve değişiklikler için boş bırakılmıştır.

Önceki ek sınıflandırmaların ana sınıflandırmaya katılması ve iki yeni bölüm oluşumuyla ICD-10’da bölümlerin toplam sayısı 21 olmuştur. Bazı bölümlerin başlıkları da içeriklerinin daha iyi yansıtılabilmesi amacıyla değiştirilmiştir.

ICD-9’da kullanılmaya başlanıp “kama ve yıldız sistemi” olarak da bilinen etyoloji ve belirtiler için kullanılan ikili sınıflandırma şeması ICD-10’da yıldız bilgileri tercihe bağlı kullanılmak üzere 82 homojen üç karakter kategorisi olarak düzenlenmiştir. Bu yaklaşım sonucunda yaygın bir hastalık ve hastalığın belirli bir organ veya yerdeki belirti veya komplikasyonunu içeren tanı ifadelerinin iki kod alması sağlanmış ve sonuçta her iki eksene göre düzeltmek veya kodlamak mümkün olmuştur.

ICD-9’un hazırlanması sırasında ICD içeriğinin tek başına gerekli bütün bilgileri içeremeyeceği ve halk sağlığının farklı ihtiyaçlarını sadece hastalık ve sağlıkla ilgili sınıflandırma “ailesinin” karşılayamayacağı anlaşılmıştı. Bu nedenle 1970’lerin sonlarından itibaren olası çözümler planlanmıştı. Çekirdek sınıflandırma olarak adlandırılan çözüm bazılarının hiyerarşik olarak ilgili olduğu ve diğerlerinin ek şeklinde olduğu çeşitli bölümlerden oluşuyordu.

ICD İşbirliği Merkezlerinin birlikte çalışma ve tartışmalarından sonra 1987 yılında Uzman Komite tarafından tekrar düzeltilen “sınıflandırmalar ailesi” kavramı ortaya çıkmıştır (Şekil 1).

BİRİNCİ
BASAMAK
SAĞLIK
HİZMETLERİNE
BİLGİ DESTEĞİ 
·Rapor hazırlamak 
·
Sağlıkla ilgili diğer
toplum-tabanlı bilgi   

HASTALIK
VE
İLGİLİ                                           SAĞLIK SORUNLARININ                                       ULUSLARARASI İSTATİSTİKSEL                                        SINIFLANMASI
 

ICD ÜÇ-KARAKTERLİ ÇEKİRDEK SINIFLANMASI
  • Tanı
  • Belirtiler
  • Anormal kanama bulguları
  • Yaralanmalar ve zehirlenmeler
  • Hastalık ve ölümün dış nedenleri
  • Sağlık durumunu etkileyen etkenler
     

 

UZMANLIĞA DAYANAN UYARLAMALAR
  • Onkoloji
  • Diş hekimliği
  • Dermatoloji
  • Psikiyatri
  • Nöroloji
  • Kadın Hst. ve Doğ.
  • Pediatri v.d.

    Genel Tıp Uygulaması


     

 

Kısa Tanı Listeleri ICD dört karakterli sınıflaması

 

SAĞLIKLA İLGİLİ DİĞER SINIFLAMALAR
  • Yetimlik, sakatlık, maluliyetler
  • Girişimler
  • Başvuru nedenleri
HASTALIKLARIN ULUSLARARASI ADLANDIRILMASI (IND)

Şekil 1. Hastalık ve sağlıkla ilgili sınıflandırmalar ailesi1

 

Pek çok ülke ölüm nedenlerinin kodlanmasında ICD-10’u  kullanmaya başlamıştır. Yatan hasta morbidite kodlamalarında kullanılmak üzere ICD-10’un klinik modifikasyonları geliştirilmektedir. Avustralya’da 1998’de ICD-10-AM (Australian Modification) kullanılmaya başlanmış; ABD’de ise 2001 yılı sonunda ICD- 10-CM’nin yayınlanacağı ve iki yıllık bir geçiş süresinden sonra uygulanmaya başlanacağı duyurulmuştur.3, 4

ICD-10-PCS (Procedure Coding System)

ABD’da Health Care Financing Administration (HCFA), ICD-9-CM’in 3.cildinde yer alan girişim kodlama sisteminin değiştirilmesi ve ICD-10-CM morbidite kodları ile birlikte yeni geliştirilecek bu girişim kodlama sistemini kullanmak amacıyla, 1992 yılında 3M firması ile bir anlaşma yapmıştır. 3M tarafından geliştirilen ve multiaksiyel bir kod sistemi olan ICD-10-PCS’in taslak versiyonu Haziran 1998’de yayınlanmıştır. HCFA’nin, ABD’da kullanılan iki farklı girişim kod sistemi (ICD-9-CM Volume 3 ve CPT4) yerine tek bir kod sistemi olarak ICD-10-PCS’in kullanılmasını amaçlamasına karşılık; Amerikan Hekimler Birliği (American Medical Association) (AMA) çeşitli nedenler ile ICD-10-PCS’e karşı çıkmakta ve CPT5’i geliştirmektedir.

CPT4 (Physicians’ Current Procedural Terminology, Fourth Edition)

CPT4, AMA tarafından, tıbbi hizmetlerin ve prosedürlerin bildirilmesi amacıyla geliştirilmiş beş rakamlı bir kodlama sistemidir. İlk versiyonu 1966’da yayınlanan ve her yıl revize edilen CPT4, ABD’de ayaktan izlenen hastalara uygulanan işlemler ile, hekimlerin muayenehanelerinde yaptıkları işlemlerin faturalandırılmasında ve ödemelerde zorunlu olarak kullanılmaktadır. AMA, CPT4’ün yeni versiyonu olan CPT5’i geliştirme çalışmalarını sürdürmektedir.

 

Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (DSM-IV)

DSM sınıflandırması, Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından ICD’den derlenerek geliştirilen ve idame edilen bir kodlama sistemidir. DSM-IV, mental hastalıkların tanımlamaları ve tanı kriterlerini de içeren; tanı konulması, tedavi, eğitim, araştırma ve yönetsel amaçlarla kullanılan bir kodlama sistemidir.

 

International Classification of Diseases for Oncology (ICD-O)

ICD’den derlenen bir diğer kodlama sistemi de ICD-O’dur. ICD-O neoplastik oluşumların, yeri, huyu ve morfolojik yapılarına göre sınıflandırılmalarında kullanılan bir kodlama sistemidir.

 

ICIDH, International Classification of Impairments, Disability and Handicaps (ICIDH)

WHO tarafından, sakatlık, engellilik ve özürlülüğün sınıflandırılması için geliştirilmiş bir kodlama sistemidir.

 

ICPC-2 + (International Classification of Primary Care Second Edition Plus)

Birinci basamak araştırmalarındaki veri toplama işlemleri 1970’lere kadar çoğunlukla ICD kullanılarak sınıflandırılmaktaydı. ICD’nin yapı olarak hastalıkları temel alması ve orijinal olarak mortalite istatistiklerini kaydetme, birçok semptom ve hastalık dışı durumların olduğu birinci basamağı kodlama zorluğu gibi sorunlar nedeniyle, birinci basamak uygulamaları için kullanışlı olmaması nedeniyle, 5, 6,7 Dünya Aile Hekimleri Birliği (WONCA) ve Amerikan Hastaneler Birliği tarafından ICD-8 baz alınarak, 1972’de geliştirilmeye başlanmış8, 1975 yılında The International Classification of Health Problems in Primary Care (ICHPPC) yayınlanmıştır5 .

Birinci basamak sağlık hizmetleri için tamamlanmış bir sınıflandırma veya kodlama sistemi yoktur. Üç ana sistem için de farklı merkezlerde “kodlama” süreci devam etmektedir; ICPC (Hollanda), Read Kodları (İngiltere) ve SNOMED (Kanada). Güçlü ve zayıf yönleri olan ve rekabet içindeki bu sistemler farklı ülkelerde kullanılmaktadır. Tüm sistemlerin gelişimi devam etmektedir.9

ICPC, WONCA Sınıflandırma Komitesi tarafından oluşturulmuş, birinci basamak sağlık hizmetleri için geliştirilmektedir. İlk önce ICD yapısına dayalı olarak ICHPPC oluşturulmuştur. 1979’da geliştirilen ICHPPC-2 de birinci basamak sağlık hizmetlerinde karşılaşılan pek çok hastalık ve semptom için uygun olmamakla birlikte yeterli de değildi. Bu yapısı ile ICPC, birinci basamak sağlık hizmetlerinde karşılaşılan sorunlar için kullanışlı olma ve ihtiyaçları karşılama yönünden yetersizdi.

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde sınıflandırmanın genel özellikleri şunlardır:

·          Hasta-merkezli bakımı desteklemeli

·          Birinci basamak sağlık hizmetlerinde karşılaşılan semptom ve hastalıkların geniş açısına yanıt verebilmeli

·          Eşanlamlı olmayan zengin bir sözlüğe sahip olmalı

·          Yapısal temeli olmalı

·          Hizmet özelliklerinde kolaylıkla veri toplanabilmeli

·          Olabilecek tüm birinci basamak alanlarında kullanılabilir olmalı

·          Multilingual ve multikültürel olmalı

·          Veri analizleri ve veri toplamayı destekliyor olmalı

Bu özelliklerle karşılaştırıldığında ICPC, probleme dayalı tıbbi kayıt yapısı ve iki eksenli sınıflaması ile bazı güçlü ve zayıf yönlere sahipti. ICPC; uluslararası, multilingual, sıklıkla kullanılabilir, hasta merkezli, kullanımı kolay, birinci basamak için özgüllükle geliştirilebilir, epidemiyolojik araştırmalar için uygun, hasta hakları ve sorumluluklar ile karşı karşıya kalınacak durumlar için uygun, ko-morbidite, bakım aralıkları, Avrupa’nın geniş hasta kaydı kavramlarını destekleyen, birinci basamak sağlık hizmet spektrumuna uygun olması nedeniyle güçlü özelliklere sahiptir. Bununla birlikte ICPC’nin zayıf olan yönleri; geniş hastalık ve hastalık tanılarına yanıt verememesi, eşanlamlı listesi ve ayrıntı seviyesinin sınırlı olması, diğer kodlarda geniş haritalamanın olmaması, klinik hasta bakımı veya uygulama gerekleri için tam bir kodlamaya sahip olmaması, pek çok problemin anlamsı kodlarla bitmesi (F99 Gözün diğer hastalıkları gibi), kodlamaların nedenlerinde veri karşılaştırmasının zor olması şeklinde sıralanabilir.9

1993 yılında, WONCA International Classification Committee (WICC) ICPC-2 üzerinde çalışmalara başladı. İlk hedefleri ICHPPC-2 içerdiği eski kriterleri ICPC’ye yerleştirerek genişletmekti. Ancak kullanıcılar için tanı kriterleri değil, sınıflandırma kriterleri gerçekçi değildi. Ayrıca ICD-9 ile karşılaştırmaya uygun değildi. Her bir ICPC sınıfına ICD-10 ile karşılaştırmalı eklemeler yapılarak aile hekimliği için indirekt olarak tanı uygulamaları desteklenebildi.6 1995 yılında ICPC Plus yayınlandı.1998 yılı Nisan ayında ICPC-2 Plus7 yayınlandı. Bu yayının ardından hızlı bir şekilde, İngilizce olarak elektronik versiyonu oluşturuldu. (ICPC2-E)6 Bugün ICPC-2 kodlamasının Oxford Üniversitesi tarafından yayınlanan kitapçığı 31 dilde çevirisini de kapsamaktadır.

ICPC2-E’nin en önemli kullanım alanları, yeni bilgisayar tabanlı hasta kayıtları ve bakım epizotlarının oluşturulmasıdır. Bu ikisi yakın ilişkili olup birinci basamakta ve aile hekimliğinde hasta verilerinin oluşturulması için ilkeler geliştirir. Bakım epizodu, bir sağlık sorunu nedeniyle kişinin ilk başvurusuyla, bu sorunun tamamen geçmesine kadar olan süreçtir. ICPC-2 yapı olarak iki eksenlidir. Birinci eksende 17 bölümden oluşan vücut sistemleri (Şekil 2), ikinci eksende ise iki basamaklı sayıdan oluşan, numerik kodlar bulunmakta ve yedi benzer komponent içermektedir. Bu yedi komponent ;

1.             Şikayet ve semptom

2.             Teşhise yönelik, tarama ve koruyucu

3.             Medikasyon, tedavi, prosedürler

4.             Test sonuçları

5.             İdari

6.             Sevk ve diğer başvuru nedenleri

7.             Teşhis/hastalık

Herhangi bir yerdeki verinin manuel kodlanmasını basitleştiren ve hekim tarafından kullanımını kolaylaştıran belirgin ezberi kolaylaştıran özelliği mevcut olup kodlar üç haneli, başlıklar ICD-10 başlıklarına uygun ve kısadır. Kullanımda organ, sistem veya bölümlere göre doğru alfa kodu seçilip belirti, tanı veya uygulamaya uyan, iki rakamlı numerik kod seçildikten sonra kodlama işlemi yapılır. Numerik kodlar 1’den 99’a kadardır. 1’den 29’a kadar olanlar semptom/şikayet, 30’dan 69’a kadar olanlar (girişimler, ilaç yazımı,sevk vb.) ve 70’den 99’a kadar olan kodlar ise tanılarla ilgilidir.5

 

 

A

B

D

F

H

K

L

N

P

R

S

T

U

W

X

Y

Z

1.Semptomlar, şikayetler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2.Teşhise yönelik, tarama ve koruyucu

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

3.Medikasyon, tedavi, prosedürler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

4.Test sonuçları

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5. İdari

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

6.Sevk ve diğer başvuru nedenleri

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

7.Teşhis/hastalık

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

A Genel/Non-spesifik B Kan, hemopoetik, immün D Sindirim F Göz H Kulak K Dolaşım L Kas-iskelet N Nörolojik P Psikolojik R Solunum S Cilt T Endokrin, metabolik, nutrisyonel U Ürolojik W Gebelik, aile planlaması X Kadın genital Y Erkek genital Z Sosyal

 

Şekil 2. ICPC’nin yapısı 9

 

Tüm dünyada yeni eğilim, hastaların daha doğrusu her insanın yaşam boyunca sağlığını ve hastalıklarını kayıt altına alan bir “sürekli sağlık kaydı”nın tutulmasıdır. Bunu sağlamanın tek yolu “Tekil Sağlık Tanımlayıcısı (Unique Health Identifier)” ile her vatandaşın tanımlanması ve bu tanımlayıcı (sayı ve harften oluşan bir kod) sayesinde sağlığı ve hastalıkları ile ilgili tüm bilgilerin ancak “Tekil Sağlık Tanımlayıcısı” aracılığı ile erişilebilir kılınmasıdır. Tekil Sağlık Tanımlayıcısı’na ilişkin en temel kavram başka hiçbir tekil tanımlayıcı ile eşleştirilmemesi veya aynı kılınmamasıdır. Örneğin “Vatandaşlık numarası” veya “Sosyal Güvenlik Numarası” ile “Tekil Sağlık Tanımlayıcısı” aynı numara veya kod olursa hasta bilgilerinin mahremiyeti korunamaz ve güvenlik sorunları yaşanır. Bu nedenle “Tekil Sağlık Tanımlayıcısı” hiçbir şekilde başka hiçbir amaçla kullanılmamalı ve diğer tanımlayıcılarla herhangi bir ilişki göstermemelidir. Ancak bu koşulda kullanımında güvenlikten söz edilebilir. ABD’da hala “Tekil Sağlık Tanımlayıcısı”nın güvenliği ve mahremiyeti tehdit edip etmediği tartışılmaktadır.

“Bireyi Tanımlayan Kişisel Sağlık Bilgisi”nin güvenliği tam anlamıyla sağlandıktan sonra bu bilginin toplum çıkarları nedeniyle kullanılması gereğinde “mahremiyet” sorunları gündeme gelmektedir. Bulaşıcı hastalıklar, epidemiyolojik çalışmalar, bilimsel çalışmalar ve benzeri pek çok noktada kamu yararı ile bireyin mahremiyeti çatışmaktadır.

Devlet Planlama Teşkilatı VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Hazırlık Komisyonu için hazırlanmış olan Sağlık Enformasyon Sistemi Alt Komisyonu raporunda mevcut sistemde pek çok konuda (insangücü, sağlık kurumları, ilaç ve tıbbi malzeme, vb.) kodlama sisteminin olmaması, var olan kod sisteminin de yetersiz olmasının önemli bir sorun olarak ortaya çıktığı ve bu durumun uluslararası karşılaştırmalar açısından hatalara yol açtığı vurgulanmıştır. Toplanan verilerin standardizasyonunu ve kullanılabilirliğini arttırmak amacıyla, başta hastalık kodlamaları olmak üzere, kodlama sistemlerinin geliştirilmesi ya da güncelleştirilmesi bir çözüm olarak önerilmiştir.

Ülkemizde, sağlık ocağından eğitim ve araştırma hastanelerine kadar geniş bir yelpazede sağlık hizmeti sunan birimler yer almaktadır. Her birimin gerek hastalıklara tanı koyma olanakları, gerekse yönetim açısından ihtiyaç duyabileceği hastalıklarla ilgili bilgi detayı farkı olduğundan, birimler içinde gruplamaya gidilerek, değişik gruplarda, değişik seyiyelerde ICD-10 hastalık kod listeleri kullanılması uygun olacaktır.2

 

Kaynaklar

1.          World Health Organization. International Statistical Classification of Diseases and Related Health Problems Tenth Revision, Volume 1. Geneva 1992.

2.          Sağlık Projesi Genel Koordinatörlüğü. Hastalık ve Ölüm Nedenleri Kodlamaları. Sağlıkta Strateji Dergisi. Ankara, Eylül 1995. Erişim: http://www.spgk.saglik.gov.tr Erişim Tarihi:20.2.2002.

3.          Enünlü T. Sağlık Bilgi Standartları. I.Tıp Bilişim Kongresi Çalışma Grubu Raporu. İstanbul, 2001:Erişim: http://www.sbs2000.org Erişim Tarihi:20.2.2002.

4.          Enünlü T. Elektronik Sağlık Kayıtları İçin Standartları. I.Tıp Bilişim Kongresi Çalışma Grubu Raporu. İstanbul, Nisan 2001: Erişim: http://www.sbs2000.org Erişim Tarihi:20.2.2002.

5.          World Organization of National Colleges, Academies and Academic Associations of General Practitioners/Family Physicians. ICPC-2. Oxford University Press, Oxford, 1998: 1-162.

6.          Okkes IM, Jamoulle M, Lamberts H, Bentzen N. ICPC-2-E: The electronic version of ICPC-2. Differences from the printed version and the consequences. Family Practice Vol.17,No2. Oxford Journals 2000:101-107.

7.          Bettering the Evaluation and Care of Health. ICPC-2 Plus. Avustralya. 2001: Erişim: http://www.fmrc.org.au Erişim Tarihi:20.2.2002.

8.          Britt  H, Miller G. ICPC-2-E, SNOMED-CT and a GP Interface terminology a potential coalition of cultures? Family Medicine Research Centre WONCA. 2001: Erişim: http://www.cchs.usyd.edu.au/ncch/Conference/Session%201/ Erişim Tarihi:20.2.2002.

9.          O’Mahony B. International Classification of Primary Care (ICPC):comments and comparisons. İrlanda. 1997: Erişim: http://www.iol.ie Erişim Tarihi:20.2.2002.

 


 

[1] Uz.Dr., Başkent Üniversitesi Medikososyal SM, Ankara

[2] Prof.Dr., Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği AD, Adana.

[3] Yrd.doç.Dr., Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği AD, Adana.